Gazetelerde(gizlilik kararı olmasına rağmen) davanın delillerini okuyoruz.İbrahim Akın'ın topunun auta gitmesi,İlhan Ekşioğlunun buca maçının devre arasında yaptığı telefon konuşmasında kesin kazanırız demesi delil olarak gösterilmiş.Bu 2 delil kadar hukuki(!) olmasa da belki şu videoda savcımızın dikkatini çekebilir.
5 Temmuz 2011 Salı
1 Temmuz 2011 Cuma
Gümüş mü Altın mı?
Türkiye-Fransa:68-62
Bu kızları ne kadar övebiliriz bilmiorum ama daha çok övgüyü hakediolar ondan eminim.2.tur gruplarından çıkabilir mi çıkamaz mı derken kızlarımız madalyaların gediklisi takımları birer birer yendi ve 54 maçlı turnuvanın son maçına adını yazdırdı.
Belarus,Karadağ,Fransa buraya gelirken yendiğimiz takımlar.Saydığımız bütün maçlarda favori olarak karşı taraf gözüküyordu.Belarus'u yendik içimizdeki kötü ses zaten formda değillerdi Karadağ ile bir oynayalım da öle konuşuruz dedi.Karadağ'ı yendik o ses yine ortaya çıktı,Karadağ çok tecrübesiz takım buraya gelmesi bile sürprizdi zaten dedi.Şimdi de Fransa'yı yendik içimizdeki kötü ses de umudu kesti artık konuşmuyor.Fransa maçına çıkarken buraya kadar da gelmek büyük başarı kaybetsek de kızları alkışlayacağız dedik ama kızlar hiç öle bişey dememiş anlaşılan.Onlar hep daha fazlasını istiyor,hep en iyisini istiyor ve bunun için gerekli mücadelenin fazlasını veriyorlar.
Maç öncesinde teknik açıdan Fransa'ya baktığımız zaman komple bir takım çıkıyordu karşımıza.Tecrübeli,birbiriyle oynama alışkanlığına ve yıldız oyunculara sahip,üst düzey oynama tecrübesi olan,son avrupa şampiyonu bir takım vardı karşımızda.Fransızlar maça savunmamızı penetrelerle delmeye ve penetre üzerinden sayı bulmaya çalışarak başladılar ve bunda 2 dakika başarılı oldular skorda da 7-2 üstünlüğü ele aldılar.Ceyhun hoca hemen molayı aldı ve o moladan sonra savunmamız hiçbir konuda açık vermedi.Belarus ve Karadağ'a yaptığımız savunmayı daha da üst düzeye çıkararak Fransızlara hiç kolay sayı şansı vermedik.Savunmada iyi işler yapacağımızı zaten tahmin ediyorduk asıl soru işaretimiz Fransızların sert savunmasına karşı nasıl hücum edeceğimizdi.Komutan Birsel'in önderliğinde,sürpriz isimlerden de sayılar bularak hücumda akıllı oynadık ve maçı baştan sona kadar kontrolümüzde götürdük.Birsel o serbest atışları atarken tamam kazandık galiba derken Birsel 2'sinide kaçırdı maç uzatmaya gitti.Onların geniş rotasyonu bizimde az oyuncuyla oynamamız yine bizi umutsuzluğa sürükledi uzatmalar için ama kızlar boşuna endişelendiğimizi 5 dakika sonra gösterdiler.Fransaya uzatmalarda 2 sayı şansı verdik,böyle akıllı oynayan bu kadar çok mücadele eden bir takım finale kalmasa basketbol adına çok ayıp olurdu ki olmadı.
Takımızda öne çıkan isimler yine tanıdıktı.Birsel,Nevriye,Nevin(bu 3'ü bi yerden tanıdık geliyor olmalı)ve hücumda ekstra skor üreten Işıl'dı.Nevin maçın başından sonuna kadar hücumda da savunmada da mükemmel oynadı maçı kazandıran basketi atmakta ona onasip oldu.Birsel'i her maç sonrası buraya yazmak bizim için bir alışkanlık haline geldi artık.Yine mükemmel oynadı,komutan gibi yönetti takımı.En kritik yerde sorumluluğu üstlendi.Topun el yaktığı anlarda 5 sayı buldu,takıma can verdi.Attığı 3'lük şans basketi gibi görünüyor ama konu Birsel olunca şans diyemiyorum çünkü daha zorunu yine çok kritik bir anda Ekaterinburg deplasmanında atmıştı.Işıl turnuva başından beri mücadelesiyle takıma destek oluyordu zaten ama bu maçta skorda da takıma yardımcı oldu,uzatmalarda kritik anda attığı 3'lükle takımı çok rahatlattı.Tuğba'dan da biraz bahsetmek lazım.Çok üst düzey özellikleri yok belki ama çok büyük bir yüreği var o yüreğide her maçta ortaya koyuyor.
Artık yolun sonuna geldik.Yine çok güçlü bir takımla,son 5 avrupa şampiyonasının hepsinde final oynayan,fiziksel olarak bizden çok üstün bir takımla Rusya'yla oynacağız.Kızlarda bu yürek olduktan sonra hiçbir rakip son topa kadar rahat edemez karşımızda.Kazansalar da kaybetseler de sonua kadar alkışlayacağız kızlarımızı,tek emin olduğum konu bu.
Bunca güzel şeyin yanında bir tane de kötü şey yazalım,kızlarımızla ilgili değil tabi.Belki benim hafızam yanılıyor olabilir ama bildiğim kadarıyla ilk defa avrupa şampiyonasında yarı final oynuyoruz,yani çok önemli bir maç.Maçtan önce ntvspor'u açıp bekleyelim dedik onlar wibledon yayını yapıyordu onların önemli bir mazereti var.O zaman ntv yi açalım bari dedik orda da maça 5 dakika kalana kadar maçla ilgili hiçbir şey yoktu Vedat Milor'la Tadı Damağımda vardı.Milli takımımızın yer aldığı bir turnuvayı stüdyodan yayınlayarak zaten eksi puan almıştı ntvspor ama bu maçtan önce en azından stüdyodan da olsa maçla ilgili birşeyler görmeyi bekliyorduk ama nafile.Sorun bende galiba yani beklentilerimde.Cristiano Ronaldo bir alışveriş merkezine geliyor diye saatlerce canlı yayın yapan,Euroleague yayınlarını satın alıpta Fenerbahçe maçı dışındaki maçların neredeyse hiçbirini vermeyen onun yerine Sergen Yalçın'dan kahve muhabetlerini yayınlamayı tercih eden bir spor kanalından(!) çok şey beklemişim gerçekten.
by İbrahim Seçkin
Bu kızları ne kadar övebiliriz bilmiorum ama daha çok övgüyü hakediolar ondan eminim.2.tur gruplarından çıkabilir mi çıkamaz mı derken kızlarımız madalyaların gediklisi takımları birer birer yendi ve 54 maçlı turnuvanın son maçına adını yazdırdı.
Belarus,Karadağ,Fransa buraya gelirken yendiğimiz takımlar.Saydığımız bütün maçlarda favori olarak karşı taraf gözüküyordu.Belarus'u yendik içimizdeki kötü ses zaten formda değillerdi Karadağ ile bir oynayalım da öle konuşuruz dedi.Karadağ'ı yendik o ses yine ortaya çıktı,Karadağ çok tecrübesiz takım buraya gelmesi bile sürprizdi zaten dedi.Şimdi de Fransa'yı yendik içimizdeki kötü ses de umudu kesti artık konuşmuyor.Fransa maçına çıkarken buraya kadar da gelmek büyük başarı kaybetsek de kızları alkışlayacağız dedik ama kızlar hiç öle bişey dememiş anlaşılan.Onlar hep daha fazlasını istiyor,hep en iyisini istiyor ve bunun için gerekli mücadelenin fazlasını veriyorlar.
Maç öncesinde teknik açıdan Fransa'ya baktığımız zaman komple bir takım çıkıyordu karşımıza.Tecrübeli,birbiriyle oynama alışkanlığına ve yıldız oyunculara sahip,üst düzey oynama tecrübesi olan,son avrupa şampiyonu bir takım vardı karşımızda.Fransızlar maça savunmamızı penetrelerle delmeye ve penetre üzerinden sayı bulmaya çalışarak başladılar ve bunda 2 dakika başarılı oldular skorda da 7-2 üstünlüğü ele aldılar.Ceyhun hoca hemen molayı aldı ve o moladan sonra savunmamız hiçbir konuda açık vermedi.Belarus ve Karadağ'a yaptığımız savunmayı daha da üst düzeye çıkararak Fransızlara hiç kolay sayı şansı vermedik.Savunmada iyi işler yapacağımızı zaten tahmin ediyorduk asıl soru işaretimiz Fransızların sert savunmasına karşı nasıl hücum edeceğimizdi.Komutan Birsel'in önderliğinde,sürpriz isimlerden de sayılar bularak hücumda akıllı oynadık ve maçı baştan sona kadar kontrolümüzde götürdük.Birsel o serbest atışları atarken tamam kazandık galiba derken Birsel 2'sinide kaçırdı maç uzatmaya gitti.Onların geniş rotasyonu bizimde az oyuncuyla oynamamız yine bizi umutsuzluğa sürükledi uzatmalar için ama kızlar boşuna endişelendiğimizi 5 dakika sonra gösterdiler.Fransaya uzatmalarda 2 sayı şansı verdik,böyle akıllı oynayan bu kadar çok mücadele eden bir takım finale kalmasa basketbol adına çok ayıp olurdu ki olmadı.
Takımızda öne çıkan isimler yine tanıdıktı.Birsel,Nevriye,Nevin(bu 3'ü bi yerden tanıdık geliyor olmalı)ve hücumda ekstra skor üreten Işıl'dı.Nevin maçın başından sonuna kadar hücumda da savunmada da mükemmel oynadı maçı kazandıran basketi atmakta ona onasip oldu.Birsel'i her maç sonrası buraya yazmak bizim için bir alışkanlık haline geldi artık.Yine mükemmel oynadı,komutan gibi yönetti takımı.En kritik yerde sorumluluğu üstlendi.Topun el yaktığı anlarda 5 sayı buldu,takıma can verdi.Attığı 3'lük şans basketi gibi görünüyor ama konu Birsel olunca şans diyemiyorum çünkü daha zorunu yine çok kritik bir anda Ekaterinburg deplasmanında atmıştı.Işıl turnuva başından beri mücadelesiyle takıma destek oluyordu zaten ama bu maçta skorda da takıma yardımcı oldu,uzatmalarda kritik anda attığı 3'lükle takımı çok rahatlattı.Tuğba'dan da biraz bahsetmek lazım.Çok üst düzey özellikleri yok belki ama çok büyük bir yüreği var o yüreğide her maçta ortaya koyuyor.
Artık yolun sonuna geldik.Yine çok güçlü bir takımla,son 5 avrupa şampiyonasının hepsinde final oynayan,fiziksel olarak bizden çok üstün bir takımla Rusya'yla oynacağız.Kızlarda bu yürek olduktan sonra hiçbir rakip son topa kadar rahat edemez karşımızda.Kazansalar da kaybetseler de sonua kadar alkışlayacağız kızlarımızı,tek emin olduğum konu bu.
Bunca güzel şeyin yanında bir tane de kötü şey yazalım,kızlarımızla ilgili değil tabi.Belki benim hafızam yanılıyor olabilir ama bildiğim kadarıyla ilk defa avrupa şampiyonasında yarı final oynuyoruz,yani çok önemli bir maç.Maçtan önce ntvspor'u açıp bekleyelim dedik onlar wibledon yayını yapıyordu onların önemli bir mazereti var.O zaman ntv yi açalım bari dedik orda da maça 5 dakika kalana kadar maçla ilgili hiçbir şey yoktu Vedat Milor'la Tadı Damağımda vardı.Milli takımımızın yer aldığı bir turnuvayı stüdyodan yayınlayarak zaten eksi puan almıştı ntvspor ama bu maçtan önce en azından stüdyodan da olsa maçla ilgili birşeyler görmeyi bekliyorduk ama nafile.Sorun bende galiba yani beklentilerimde.Cristiano Ronaldo bir alışveriş merkezine geliyor diye saatlerce canlı yayın yapan,Euroleague yayınlarını satın alıpta Fenerbahçe maçı dışındaki maçların neredeyse hiçbirini vermeyen onun yerine Sergen Yalçın'dan kahve muhabetlerini yayınlamayı tercih eden bir spor kanalından(!) çok şey beklemişim gerçekten.
by İbrahim Seçkin
30 Haziran 2011 Perşembe
Hedefe Kilitlendiler
Türkiye-Karadağ:56-44
Potanın perileri savaşmaya devam ediyor,her maç bizi biraz daha fazla mutlu ediyorlar.Turnuva öncesinde hepimiz takımımızdan umutluyduk ama İspanya'nın,Belarus'un ilk 8'e giremediği bir turnuvada yarı final oynamayı çok da beklemiyorduk.Yarı final oynayarak şimdilik olimpiyat elemelerine katılma hakkını kazandık eğer şampiyon olursak olimpiyatlara direkt katılabiliyoruz.
Biraz da maçı teknik yönüyle değerlendirelim.Maça savunmada istediğimiz gibi başladık,hücumda ilk yarıda pek istediklerimizi yapamadık.Karadağ'ın yaptığı baskılı savunma sebebiyle topu içeriye fazla geçiremedik,Nevriye'yi kullanamadık ama savunmaki çabamız ve Birsel'le Şaziyenin 3'lükleriyle maçta kalmayı başardık,sadece 24 sayı atabildiğimiz bir yarıda 3 sayı geride soyunma odasına gittik.3.periyotta savunmayı daha da sertleştirdik,hızlı hücumlarla kolay sayılar bulduk.İş sete sete kaldığında maestromuz Birsel Nevriye ve Nevin'i çok iyi kullandı bu sayede 3.periyotta skor bulmakta sıkıntı çekmedik.Belarus'a 3.periyotta yaşattığımız sıkıntıyı Karadağ'a da yaşattık aynen Belarus maçında olduğu gibi 3.periyotta potamızda sadece 6 sayıya izin verdik.Karadağ kızlarımıza hiçbir şekilde karşılık veremedi çoğu pozisyonda topu potaya atamadan geri döndüler,mortal olarak gitgite düştüler.4. periyottaki akıllı oyunumuzla Karadağın yanaşmasına izin vermedik Şaziyenin attığı 3'lükle de maça noktayı koyduk
Turnuvanın başından beri yaptığımız gibi topa baskıyı yine iyi yaptık maçı 8 top çalmayla tamamladık rakibi birçok pozisyonda top kaybına zorladık.Ribaundlarda Karadağ özellikle de aldığı 18 hücum ribaunduyla kızlarımıza karşı üstünlük kurdu ama ribaundu da versek o kadar iyi savunma yaptık ki ribaundu verdiğimiz pozisyonlarda da sayıya izin vermedik.Tabi bizi asıl öne çıkaran 14'de 9 isabetle attığımız 3'lükler oldu.Kişisel performanslara gelirsek takım haline çok iyi oynadık ama Birsel,Şaziye ve Nevin biraz daha öne çıktı.Birsel herzamanki gibi takımı yine mükemmel yönetti takıma her konuda yardımcı oldu,maçı da 14 sayı 5 asist 3 ribaundla tamamladı.Şaziye'yi ilk tur gruplarındaki oyunundan sonra eleştirdik ama biz eleştirdikten sonra nazire yaparcasına şutları sokmaya,takımı skor anlamında rahatlatmaya başladı.Attığı 14 sayıyla da maçın en skorer oyuncusu oldu.Nevin maçın bizim adımıza sürpriz oyuncusuydu.3.periyotta yakaladığımız seride attığı sayılarla çok önemli rol oynadı.
ÇekCumhuriyeti maçından sonra turnuva adına pek ümidimiz kalmamıştı ama kızlar hiç pes etmedi.Turnuvanın başından beri çok iyi mücadele ediyorlardı buna oyun aklını da eklediler böylece yarı finale geldiler.Yarı finaldeki rakibimiz son avrupa şampiyonu,kadrosunda çok önemli oyuncular bulunan,tecrübeli Fransa.Bu aşamadan sonra zaten her maç zor.Fransa maçı da çok zor olacak ama kızların sonuna kadar mücadele edeceğine dair hiç şüphemiz yok.Bu maçı kazanırlar yada kaybederler sonuç ne olursa olsun turnuva bittiğinde bu kızlar büyük bir alkışı hakediyor.
by İbrahim Seçkin
Potanın perileri savaşmaya devam ediyor,her maç bizi biraz daha fazla mutlu ediyorlar.Turnuva öncesinde hepimiz takımımızdan umutluyduk ama İspanya'nın,Belarus'un ilk 8'e giremediği bir turnuvada yarı final oynamayı çok da beklemiyorduk.Yarı final oynayarak şimdilik olimpiyat elemelerine katılma hakkını kazandık eğer şampiyon olursak olimpiyatlara direkt katılabiliyoruz.
Biraz da maçı teknik yönüyle değerlendirelim.Maça savunmada istediğimiz gibi başladık,hücumda ilk yarıda pek istediklerimizi yapamadık.Karadağ'ın yaptığı baskılı savunma sebebiyle topu içeriye fazla geçiremedik,Nevriye'yi kullanamadık ama savunmaki çabamız ve Birsel'le Şaziyenin 3'lükleriyle maçta kalmayı başardık,sadece 24 sayı atabildiğimiz bir yarıda 3 sayı geride soyunma odasına gittik.3.periyotta savunmayı daha da sertleştirdik,hızlı hücumlarla kolay sayılar bulduk.İş sete sete kaldığında maestromuz Birsel Nevriye ve Nevin'i çok iyi kullandı bu sayede 3.periyotta skor bulmakta sıkıntı çekmedik.Belarus'a 3.periyotta yaşattığımız sıkıntıyı Karadağ'a da yaşattık aynen Belarus maçında olduğu gibi 3.periyotta potamızda sadece 6 sayıya izin verdik.Karadağ kızlarımıza hiçbir şekilde karşılık veremedi çoğu pozisyonda topu potaya atamadan geri döndüler,mortal olarak gitgite düştüler.4. periyottaki akıllı oyunumuzla Karadağın yanaşmasına izin vermedik Şaziyenin attığı 3'lükle de maça noktayı koyduk
Turnuvanın başından beri yaptığımız gibi topa baskıyı yine iyi yaptık maçı 8 top çalmayla tamamladık rakibi birçok pozisyonda top kaybına zorladık.Ribaundlarda Karadağ özellikle de aldığı 18 hücum ribaunduyla kızlarımıza karşı üstünlük kurdu ama ribaundu da versek o kadar iyi savunma yaptık ki ribaundu verdiğimiz pozisyonlarda da sayıya izin vermedik.Tabi bizi asıl öne çıkaran 14'de 9 isabetle attığımız 3'lükler oldu.Kişisel performanslara gelirsek takım haline çok iyi oynadık ama Birsel,Şaziye ve Nevin biraz daha öne çıktı.Birsel herzamanki gibi takımı yine mükemmel yönetti takıma her konuda yardımcı oldu,maçı da 14 sayı 5 asist 3 ribaundla tamamladı.Şaziye'yi ilk tur gruplarındaki oyunundan sonra eleştirdik ama biz eleştirdikten sonra nazire yaparcasına şutları sokmaya,takımı skor anlamında rahatlatmaya başladı.Attığı 14 sayıyla da maçın en skorer oyuncusu oldu.Nevin maçın bizim adımıza sürpriz oyuncusuydu.3.periyotta yakaladığımız seride attığı sayılarla çok önemli rol oynadı.
ÇekCumhuriyeti maçından sonra turnuva adına pek ümidimiz kalmamıştı ama kızlar hiç pes etmedi.Turnuvanın başından beri çok iyi mücadele ediyorlardı buna oyun aklını da eklediler böylece yarı finale geldiler.Yarı finaldeki rakibimiz son avrupa şampiyonu,kadrosunda çok önemli oyuncular bulunan,tecrübeli Fransa.Bu aşamadan sonra zaten her maç zor.Fransa maçı da çok zor olacak ama kızların sonuna kadar mücadele edeceğine dair hiç şüphemiz yok.Bu maçı kazanırlar yada kaybederler sonuç ne olursa olsun turnuva bittiğinde bu kızlar büyük bir alkışı hakediyor.
by İbrahim Seçkin
28 Haziran 2011 Salı
Potanın Perileri Çeyrek Finalde
Türkiye-Belarus:65-56
Her iki takım için de ya tamam ya devam niteliğinde , kaybeden takımın bavulunu toplayıp ülkesine döneceği bir maçtı .Daha önce dünya şampiyonasında yine bir çeyrek finale yükselme maçında Belarus'la Nevriye olmadan oynamış ve kaybetmiştik.Bu anlamda da ayrı bir önemi vardı bu maçın . Bizim için bir rövanş niteliği taşımaktaydı da diyebiliriz .Ayrıca yenen takım olimpiyatlara katılma amacına bir adım yaklaşmış olacaktı .
Maçı değerlendirecek olursak ; milli takımımız bu maça Litvanya ve Rusya maçlarının aksine iyi başladı . İlk 5 dakika karşılıklı basketlerle geçilirken bu dakikadan sonra Birsel ' in önderliğinde maça ağırlığını koyan milli takımımız üst üste özellikle Şaziye'den gelen 3 sayılık isabetlerle farkı 10 sayıya kadar çıkardı ve ilk çeyreği de 10 sayı farkla 24-14 önde kapadı . İkinci çeyrekte ise ilk çeyrekteki milli takımımızdan farklı bir takım vardi. Skor üretmekte zorlandığımız bu dakikalarda basit sayılar da yiyince farkın kapanmasına engel olamadık ve skor bir ara 28-28 oldu . Yasemin Horasan ' dan gelen basketlerle devreyi 34-30 önde kapadık . İkinci yarıya da fırtına gibi başladık. Birsel ve Nevriye ' nin önderliğinde gelişen organize hücumlarla farkı artırdık . Bu başarılı hücumların ardından savunma direncimiz arttı ve Belarus zor şutlar kullanmak zorunda kaldı .Verdiğimiz bu mücadelenin , yaptığımız bu savunmanın , isteğimizin sonucu olarak Belarus 3. çeyrekte sadece 4 sayı atabildi. Ve akıllıca , organize gelişen hücumlarımızın sonucunda da bu çeyreği 49-34 önde kapadık .Son çeyreğe biraz tutuk başladık .Fark kısa süre içinde tek hanelere kadar inse de oyunun kontrolünü elimizde tutmayı başardık ve maçı 65-56 kazanarak çeyrek finale yükselmiş olduk .Turnuvanın başından beri kızlarımız zaten mücadele konusunda hiçbir rakibinden geri kalmıyordu.Asıl problemimiz bir hücum aklımızın olmayışı idi.Bu maçtaki hücum performansımız geçmiş maçlara oranla çok daha iyiydi bunda bütün takımın payı var belki ama aslan payı tabiki Birsel'in.
Oyuncu performanslarından bahsedecek olursak üç isimin öne çıktığını görüyoruz . Bunlardan ilki 13 sayı 6 ribaund 7 asistle oynayan Birsel . Bugün takımı çok iyi bir şekilde yönetti , doğru yerde doğru paslar verdi ,belki abartı olacak ama Jason Kıdd'in bayan versiyonunu izletti diyebiliriz,Nevriye ile olan uyumu herzamanki gibi harikaydı ,zor anlarda sorumluluk aldı, soğukkanlılığını yitirmedi, penetreleriyle rakip savunmayı zorladı , 3. periyodun başında farkın açılmasında büyük katkısı oldu , aldığı ribaundlarla göz doldurdu adeta. Diğer bir yıldız isim de 13 sayı , 11 ribaund , 2 asist le double-double yapan Nevriye idi . Mücadelesi ve hırsının yanında zor dakikalarda attığı sayılar , aldığı ribaundlar yaptığı savunmayla harika bir performans gösterdi . Birsel ' le çok iyi anlaşarak farkın açılmasında önemli rol oynadı . Diğer iyi performans gösteren isim ise Şaziye oldu .Maç başında oldukça yüzdeli şut attı . Attığı 17 sayı ile maçın en skorer ismi oldu . Aldığı 6 ribaund da gösterdiği iyi mücadelenin bir sonucuydu .Daha önce bu blogda Şaziye'yi eleştirmiştik neden bu kadar yüksek süre alıyor,hoca nasıl katlanıyor gibi şeyler söylemiştik.Şaziye bugünkü performansıyla bizi utandırdı,hep bizi böle utandırmaya devam etsin biz de maçları kazanmaya devam edelim.
Gelelim çeyrek finalde ki rakibimiz Karadağ'a.Turnuvanın en sürpriz takımı diyebiliriz onlar için.Turnuvanın 2 büyük favorisi Fransa ve İspanya ile oynadıkları maçlar da dahil olmak üzere oynadıkları bütün maçları kazandılar.Kazanırken de zevk verdiler diyebiliriz.Maç başına 73.3 sayı ortalaması ile turnuvanın en skorer takımı.Ribaundlarda da 43.2 ribaund ortalamasıyla turnuvanın en iyilerinden.Ribaundlar önemli olabilir ama milli takımımız Rusya maçından sonra kendisinden daha ribaundçı takımlara karşı oynamasına rağmen ribaundlarda üstünlük kurdu.Diğer önemli konulardan biride fast-breakler eğer iyi geri koşamazsak tempolu oynayan Karadağ karşısında çok zorlanabiliriz.
Birebir oyunucu değerlendirmesine gelirsek Karadağ'ın belki de turnuvanın en etkili ismi Jelena Dubljevic bu maçta en çok dikkat etmemiz gereken isim olacak.87 doğumlu oyuncu 15.6 ortalamayla sayı krallığında üçüncü ,5 asist ortalamayla asist krallığında birinci ,7.8 ribaund ortalamasıyla ribaund krallığında dördüncü.Kısacası herşeyi yapabilen bir oyuncu.Letonya maçının 2.periyodunda oynadığı muhteşem oyunla maçı takımına getirmişti.Dikkat etmemiz gereken diğer isim ise pivotları Perovanovic olacak.%60 isabetle maç başına 19 sayı atan ve bu dalda turnuva lideri olan oyuncu maç başına aldığı 7.4 ribaundla ribaundlarda da çok etkili.Deforge ve Skerovic de dikkat etmemiz gereken Karadağ'ın diğer 2 önemli oyuncusu.
Kısacası turnuvanın en iyi takımıyla oynayacağız diyebiliriz.Maçın favorisi açık şekilde Karadağ.2.tur gruplarında son 2 maça gelirken çok az umudumuz vardı kızlar bunu gerçeğe dönüştürdü.Bu maçtada da çok az umudumuz var bakalım neler olacak.Kızların mücadeleden hiç taviz vermeyeceğinden eminiz organizasyon konusunda da biraz başarılı olabilirsek neden olmasın.
by Turhan Arsal and İbrahim Seçkin
Her iki takım için de ya tamam ya devam niteliğinde , kaybeden takımın bavulunu toplayıp ülkesine döneceği bir maçtı .Daha önce dünya şampiyonasında yine bir çeyrek finale yükselme maçında Belarus'la Nevriye olmadan oynamış ve kaybetmiştik.Bu anlamda da ayrı bir önemi vardı bu maçın . Bizim için bir rövanş niteliği taşımaktaydı da diyebiliriz .Ayrıca yenen takım olimpiyatlara katılma amacına bir adım yaklaşmış olacaktı .
Maçı değerlendirecek olursak ; milli takımımız bu maça Litvanya ve Rusya maçlarının aksine iyi başladı . İlk 5 dakika karşılıklı basketlerle geçilirken bu dakikadan sonra Birsel ' in önderliğinde maça ağırlığını koyan milli takımımız üst üste özellikle Şaziye'den gelen 3 sayılık isabetlerle farkı 10 sayıya kadar çıkardı ve ilk çeyreği de 10 sayı farkla 24-14 önde kapadı . İkinci çeyrekte ise ilk çeyrekteki milli takımımızdan farklı bir takım vardi. Skor üretmekte zorlandığımız bu dakikalarda basit sayılar da yiyince farkın kapanmasına engel olamadık ve skor bir ara 28-28 oldu . Yasemin Horasan ' dan gelen basketlerle devreyi 34-30 önde kapadık . İkinci yarıya da fırtına gibi başladık. Birsel ve Nevriye ' nin önderliğinde gelişen organize hücumlarla farkı artırdık . Bu başarılı hücumların ardından savunma direncimiz arttı ve Belarus zor şutlar kullanmak zorunda kaldı .Verdiğimiz bu mücadelenin , yaptığımız bu savunmanın , isteğimizin sonucu olarak Belarus 3. çeyrekte sadece 4 sayı atabildi. Ve akıllıca , organize gelişen hücumlarımızın sonucunda da bu çeyreği 49-34 önde kapadık .Son çeyreğe biraz tutuk başladık .Fark kısa süre içinde tek hanelere kadar inse de oyunun kontrolünü elimizde tutmayı başardık ve maçı 65-56 kazanarak çeyrek finale yükselmiş olduk .Turnuvanın başından beri kızlarımız zaten mücadele konusunda hiçbir rakibinden geri kalmıyordu.Asıl problemimiz bir hücum aklımızın olmayışı idi.Bu maçtaki hücum performansımız geçmiş maçlara oranla çok daha iyiydi bunda bütün takımın payı var belki ama aslan payı tabiki Birsel'in.
Oyuncu performanslarından bahsedecek olursak üç isimin öne çıktığını görüyoruz . Bunlardan ilki 13 sayı 6 ribaund 7 asistle oynayan Birsel . Bugün takımı çok iyi bir şekilde yönetti , doğru yerde doğru paslar verdi ,belki abartı olacak ama Jason Kıdd'in bayan versiyonunu izletti diyebiliriz,Nevriye ile olan uyumu herzamanki gibi harikaydı ,zor anlarda sorumluluk aldı, soğukkanlılığını yitirmedi, penetreleriyle rakip savunmayı zorladı , 3. periyodun başında farkın açılmasında büyük katkısı oldu , aldığı ribaundlarla göz doldurdu adeta. Diğer bir yıldız isim de 13 sayı , 11 ribaund , 2 asist le double-double yapan Nevriye idi . Mücadelesi ve hırsının yanında zor dakikalarda attığı sayılar , aldığı ribaundlar yaptığı savunmayla harika bir performans gösterdi . Birsel ' le çok iyi anlaşarak farkın açılmasında önemli rol oynadı . Diğer iyi performans gösteren isim ise Şaziye oldu .Maç başında oldukça yüzdeli şut attı . Attığı 17 sayı ile maçın en skorer ismi oldu . Aldığı 6 ribaund da gösterdiği iyi mücadelenin bir sonucuydu .Daha önce bu blogda Şaziye'yi eleştirmiştik neden bu kadar yüksek süre alıyor,hoca nasıl katlanıyor gibi şeyler söylemiştik.Şaziye bugünkü performansıyla bizi utandırdı,hep bizi böle utandırmaya devam etsin biz de maçları kazanmaya devam edelim.
Gelelim çeyrek finalde ki rakibimiz Karadağ'a.Turnuvanın en sürpriz takımı diyebiliriz onlar için.Turnuvanın 2 büyük favorisi Fransa ve İspanya ile oynadıkları maçlar da dahil olmak üzere oynadıkları bütün maçları kazandılar.Kazanırken de zevk verdiler diyebiliriz.Maç başına 73.3 sayı ortalaması ile turnuvanın en skorer takımı.Ribaundlarda da 43.2 ribaund ortalamasıyla turnuvanın en iyilerinden.Ribaundlar önemli olabilir ama milli takımımız Rusya maçından sonra kendisinden daha ribaundçı takımlara karşı oynamasına rağmen ribaundlarda üstünlük kurdu.Diğer önemli konulardan biride fast-breakler eğer iyi geri koşamazsak tempolu oynayan Karadağ karşısında çok zorlanabiliriz.
Birebir oyunucu değerlendirmesine gelirsek Karadağ'ın belki de turnuvanın en etkili ismi Jelena Dubljevic bu maçta en çok dikkat etmemiz gereken isim olacak.87 doğumlu oyuncu 15.6 ortalamayla sayı krallığında üçüncü ,5 asist ortalamayla asist krallığında birinci ,7.8 ribaund ortalamasıyla ribaund krallığında dördüncü.Kısacası herşeyi yapabilen bir oyuncu.Letonya maçının 2.periyodunda oynadığı muhteşem oyunla maçı takımına getirmişti.Dikkat etmemiz gereken diğer isim ise pivotları Perovanovic olacak.%60 isabetle maç başına 19 sayı atan ve bu dalda turnuva lideri olan oyuncu maç başına aldığı 7.4 ribaundla ribaundlarda da çok etkili.Deforge ve Skerovic de dikkat etmemiz gereken Karadağ'ın diğer 2 önemli oyuncusu.
Kısacası turnuvanın en iyi takımıyla oynayacağız diyebiliriz.Maçın favorisi açık şekilde Karadağ.2.tur gruplarında son 2 maça gelirken çok az umudumuz vardı kızlar bunu gerçeğe dönüştürdü.Bu maçtada da çok az umudumuz var bakalım neler olacak.Kızların mücadeleden hiç taviz vermeyeceğinden eminiz organizasyon konusunda da biraz başarılı olabilirsek neden olmasın.
by Turhan Arsal and İbrahim Seçkin
27 Haziran 2011 Pazartesi
Turnuvanın En Güzel Maçı
Hırvatistan-İspanya:75-71
Eleme maçı gibi bir maçtı.Kazanan yoluna devam edecek kaybeden evine geri dönecekti.Maçın mutlak favorisi tabiki de son 5 avrupa şampiyonasının 4'ünde bronz 1'inde gümüş madalya alan İspanyollardı.Hırvatlar turnuvaya çok ağır bir mağlubiyetle başladılar.Fransaya 86-40 yenildiler.Bu ağır mağlubiyetten sonra ayağa kalkmayı başardılar ve Yunanistanı 65-63 yendiler.Grubun son maçında iyi oynamalarına ve son periyoda kadar maçı önde götürmelerine rağmen Letonyanın son periyottaki oyununa cevap veremediler ve maçı 67-61 kaybederek 1 galibiyet 2 mağlubiyetle 2.tura çıktılar.2.turun ilk maçında turnuvanın sürpriz takımı Karadağ'a karşı hiçbir varlık gösteremediler,baştan sona yenik götürdükleri maçı 81-60 kaybettiler.Umutlar neredeyse bitmek üzereydi.Kazanmak zorunda oldukları Polonya maçını 64-56 kazanarak umutlarını son maça taşımayı başardılar.
Gelelim İspanyaya.Onlar turnuvaya en önemli favorilerden biri olarak geldiler.İlk tur gruplarında turnuvanın sürpriz takımı Karadağ'a yenilerek grubu 2 galibiyet 1 mağlubiyetle kapattılar ve 2.tura çıktılar.2.turun ilk maçında turnuvanın diğer önemli favorisi Fransa ile oynadılar.Son periyota kadar başabaş giden maçta Fransa son periyotta İspanya'yı ezdi,pota yüzü göstermedi.İspanya son periyotta 4'ü son dakikada önemsiz sayılar olmak üzere toplam 7 sayı bulabildi.Bu aşamadan sonra İspanya bütün maçlarını kazanmak zorundaydı.İlk maçlarını Letonya ile oynadılar.Maçı 66-57 kazandılar.(Tamane faul problemine girmese kazanabilirler miydi emin değilim).Ve geldiler son maça yani Hırvatistan maçına.
Açıkçası turnuvanın şuana kadar ki en güzel maçı oldu diyebiliriz.İspanya ilk yarının son 2 dakikası hariç maça hiç hakim olamadı.Hırvatistan maç boyu elinden geleni yapmaya çalıştı.Özellikle de penetreleriyle İspanya savunmasını darmadağın ettiler.Hırvatlar maçtan hiçbir şekilde kopmadı.6 sayı geriye de düştüler ama geri gelmesini bildiler.İspanyollar maçı 2'si son dakikada maç koptuktan sonra olmak üzere 17 de 2 üçlük isabetiyle tamamlayınca kazanma şansları ortadan kalktı.Bu maçı izlerken aklıma bizim ÇekCumhuriyeti maçımız geldi.Hırvatlar da bizim gibi çok mücadele ettiler ama onlar hücumda da en doğrusunu yapmaya çalıştılar ki biz ÇekCumhuriyeti maçında rakibimizden 29 kez daha fazla hücum etmemize rağmen maçı kaybettik bugün ise Hırvatlar İspanyollardan 21 kez daha az hücum etmelerine rağmen maçı kazanmasını bildiler.Hırvatlar adına bu maçla ilgili söylenebilecek tek olumsuz şey yaptıkları 24 top kaybıydı.
Biraz da birebir oyuncu performanslarından bahsedelim.İspanyolların en önemli oyuncusu,euroleague final four mvp'si,galatasarayın yeni transferi Alba Torrens maçı 13'de 0 isabetle 2 sayı,1 ribaund 0 asistle tamamladı.Her oyuncunun kötü günü olabilir,şutu girmeyebilir ama büyük oyuncular takımlarına başka alanlarda yardımcı olmaya çalışırlar,alba ise tam tersini yaptı şutu girmedikçe sürekli zorladı gereksiz atışlar yaptı,takımına neredeyse hiç ribaund ve asist katkısı yapmayarak takımının bu maçı kaybetmesine zemin hazırladı.Zaten koç da aradaki fark 4'ken son dakikada Alba ya daha fazla dayanamadı ve kenara aldı.İspanyollar adına maçta ayakta kalan en önemli isim Palau'ydu.Maçı da 19 sayı 7 ribaund 3 asistle tamamladı ama istatsitin göstermediği konularda da çok iyiydi.Palau oyundayken takımının savunması bir vites yukarı attı.Palau İspanyanın aradığı enerji oldu ama 4 faul alınca kenarda oturmak zorunda kaldı o arada İspanya zaten maçı kaybetti.
Hırvat oyuncuları birebir incelersek öne çıkan çok fazla isim vardı onlarda.Mandir en çok ön plana çıkan isimdi diyebiliriz.Tam 24 sayı attı,penetreleriyle İspanyol savunmasını darmadağın etti takımı ne zaman sayıya ihtiyaç duysa devreye girdi 4.periyotta ağır darbeyi indirdi.Takım adına öne çıkan diğer 2 isim 15 ribaund alan Mazic ve son periyotta üstüste 7 sayı atarak takımını maça tekrar getiren Ivezicdi.
by İbrahim Seçkin
Eleme maçı gibi bir maçtı.Kazanan yoluna devam edecek kaybeden evine geri dönecekti.Maçın mutlak favorisi tabiki de son 5 avrupa şampiyonasının 4'ünde bronz 1'inde gümüş madalya alan İspanyollardı.Hırvatlar turnuvaya çok ağır bir mağlubiyetle başladılar.Fransaya 86-40 yenildiler.Bu ağır mağlubiyetten sonra ayağa kalkmayı başardılar ve Yunanistanı 65-63 yendiler.Grubun son maçında iyi oynamalarına ve son periyoda kadar maçı önde götürmelerine rağmen Letonyanın son periyottaki oyununa cevap veremediler ve maçı 67-61 kaybederek 1 galibiyet 2 mağlubiyetle 2.tura çıktılar.2.turun ilk maçında turnuvanın sürpriz takımı Karadağ'a karşı hiçbir varlık gösteremediler,baştan sona yenik götürdükleri maçı 81-60 kaybettiler.Umutlar neredeyse bitmek üzereydi.Kazanmak zorunda oldukları Polonya maçını 64-56 kazanarak umutlarını son maça taşımayı başardılar.
Gelelim İspanyaya.Onlar turnuvaya en önemli favorilerden biri olarak geldiler.İlk tur gruplarında turnuvanın sürpriz takımı Karadağ'a yenilerek grubu 2 galibiyet 1 mağlubiyetle kapattılar ve 2.tura çıktılar.2.turun ilk maçında turnuvanın diğer önemli favorisi Fransa ile oynadılar.Son periyota kadar başabaş giden maçta Fransa son periyotta İspanya'yı ezdi,pota yüzü göstermedi.İspanya son periyotta 4'ü son dakikada önemsiz sayılar olmak üzere toplam 7 sayı bulabildi.Bu aşamadan sonra İspanya bütün maçlarını kazanmak zorundaydı.İlk maçlarını Letonya ile oynadılar.Maçı 66-57 kazandılar.(Tamane faul problemine girmese kazanabilirler miydi emin değilim).Ve geldiler son maça yani Hırvatistan maçına.
Açıkçası turnuvanın şuana kadar ki en güzel maçı oldu diyebiliriz.İspanya ilk yarının son 2 dakikası hariç maça hiç hakim olamadı.Hırvatistan maç boyu elinden geleni yapmaya çalıştı.Özellikle de penetreleriyle İspanya savunmasını darmadağın ettiler.Hırvatlar maçtan hiçbir şekilde kopmadı.6 sayı geriye de düştüler ama geri gelmesini bildiler.İspanyollar maçı 2'si son dakikada maç koptuktan sonra olmak üzere 17 de 2 üçlük isabetiyle tamamlayınca kazanma şansları ortadan kalktı.Bu maçı izlerken aklıma bizim ÇekCumhuriyeti maçımız geldi.Hırvatlar da bizim gibi çok mücadele ettiler ama onlar hücumda da en doğrusunu yapmaya çalıştılar ki biz ÇekCumhuriyeti maçında rakibimizden 29 kez daha fazla hücum etmemize rağmen maçı kaybettik bugün ise Hırvatlar İspanyollardan 21 kez daha az hücum etmelerine rağmen maçı kazanmasını bildiler.Hırvatlar adına bu maçla ilgili söylenebilecek tek olumsuz şey yaptıkları 24 top kaybıydı.
Biraz da birebir oyuncu performanslarından bahsedelim.İspanyolların en önemli oyuncusu,euroleague final four mvp'si,galatasarayın yeni transferi Alba Torrens maçı 13'de 0 isabetle 2 sayı,1 ribaund 0 asistle tamamladı.Her oyuncunun kötü günü olabilir,şutu girmeyebilir ama büyük oyuncular takımlarına başka alanlarda yardımcı olmaya çalışırlar,alba ise tam tersini yaptı şutu girmedikçe sürekli zorladı gereksiz atışlar yaptı,takımına neredeyse hiç ribaund ve asist katkısı yapmayarak takımının bu maçı kaybetmesine zemin hazırladı.Zaten koç da aradaki fark 4'ken son dakikada Alba ya daha fazla dayanamadı ve kenara aldı.İspanyollar adına maçta ayakta kalan en önemli isim Palau'ydu.Maçı da 19 sayı 7 ribaund 3 asistle tamamladı ama istatsitin göstermediği konularda da çok iyiydi.Palau oyundayken takımının savunması bir vites yukarı attı.Palau İspanyanın aradığı enerji oldu ama 4 faul alınca kenarda oturmak zorunda kaldı o arada İspanya zaten maçı kaybetti.
Hırvat oyuncuları birebir incelersek öne çıkan çok fazla isim vardı onlarda.Mandir en çok ön plana çıkan isimdi diyebiliriz.Tam 24 sayı attı,penetreleriyle İspanyol savunmasını darmadağın etti takımı ne zaman sayıya ihtiyaç duysa devreye girdi 4.periyotta ağır darbeyi indirdi.Takım adına öne çıkan diğer 2 isim 15 ribaund alan Mazic ve son periyotta üstüste 7 sayı atarak takımını maça tekrar getiren Ivezicdi.
by İbrahim Seçkin
25 Haziran 2011 Cumartesi
WNBA de Fenerbahçelilerin Maçı

Atlanta Dream-Phoenix Mercury:82-93
Sabaha karşı 3:30 da bizimkilerin maçı vardı ntvsporda.Biz de uyumayalım izleyelim dedik iyi de ettik.Maç baştan sona kadar Phoenixin hakimiyetinde gitti Atlanta farkı ne zaman biraz düşürse Phoenix vites arttırdı ve daha fazla yanaşmalarına izin vermedi,son periyotta da ağır darbeyi indirdi ve Atlanta bir daha geri gelemedi.Tabi bu maçın asıl önemi bizimkiler ne yaptı?
Önce maçın yıldızından Penny Taylordan başlayalım.Maçın istatistiklerine bakıp da Taurasiyi maçın yıldızı zannetmeyin.Taurasi 20 sayının önemli bir kısmını maçı koparan Penny,Dupree,Braxton kenardayken yaptı.Corey Gaines,Penny yi son 5 dakika kala kenara almasa muhtemelen bir triple-double izleyecektik.Tarafsız gözle bile baksanız sahada ne yaptığını en çok bilenin Penny olduğunu çok rahat görebilirsiniz.Takımı neye ihtiyaç duyarsa onu yapıyor.Zaten istatistikler de bunu açıkça gösteriyor.17 sayı 10 ribaund 8 asist 3 topçalma.12 de 6 ile 17 sayı attı buna da dikkat çekelim zaten bu sezon yüzde 51 gibi müthiş bir yüzdeyle oynuyor.Gelelim diğer yıldızımıza Angel'a.Ama Angeldan önce biraz da takımından söz etmek lazım.Bu takım geçen sezon Wnba de final oynadı ama bu sezon izlediğim 2 maçlarında da takımı pek beğenemedim.Çok kopuk kopuk oynuyorlar biri bir kıvılcım yakıyor belli bir süre bunla idare ediyorlar ama gerisini getiremiyorlar.Dünkü Phoenix maçında da geçen günkü Minesota maçında da maçı baştan sona geride götürdüler ve birtürlü yakalayamadılar.Takımın en önemli ismi Angel.Angel bizde yaşadığı sorunları Atlantada da yaşıyor.Şut istikrarı maalesef yok.Dün 24 sayı attı ama 21 de 7 şut isabetiyle.Sezonun şuana kadar olan kısmında da yüzde 37 ile şut atıyor.Ribaundlarda yine aktif maç başına 5 ribaund alıyor 2.3 top çalıyor ama şutunda mutlaka biraz daha istikrarlı olmalı. Angelle ilgili son olarak angel ve hakemler arasındaki ilişkiden bahsedelim.Minesota maçını izlerken maçı yorumlayan amerikalı yorumcu bir pozisyonda angele faul çalınmayınca angel amerikanın en önemli basketbolcularından biri ama bu temasta bile faul vermiyorlar angel hakemlerden daha fazla saygı hakediyor demişti.Phoenix maçında da bunu gördük hakemler Taurasiye,Pennye gösterdikleri saygıyı Angel a göstermiyorlar.
Maçın en güzel hareketi pek bizim seveceğimiz bir hareket değildi ama yine de yazalım.Angel açık sahada Taurasiye karşı 1e1 oynarken turnikeye kalktı Taurasi havada Angelin elinden topu aldı adeta....
by İbrahim Seçkin
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




